Canlı Tv izle, Kesintisiz TV izle, Ücretsiz online internet üzerinden hd televizyon izleyebileceğiniz web sitemizdir.
Enteresan Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Enteresan Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayalanan Yoğurt Tutmazsa Katılaşması İçin Ne Yapılır

Yoğurt Mayalama Püf Nokta
Mayalanan Yoğurt Tutmazsa Katılaşması İçin Ne Yapılır

Hazır yoğurtlardan uzak durup artık evde sağlıklı bir şekilde mayalanmış yoğurt tüketimi artmakta. Evde yapılan yoğurdun daha sağlıklı olduğu bilinmektedir üstelik hem daha taze hem daha hesaplı hemde daha sağlıklı olduğunu bütün diyetisyenler ve uzman doktorlar görüş birliğindedir.

Buz tabakası niye suda batmaz?

Sular her zaman yüzeyden donarlar ve buz her zaman suyun üzerinde yüzer, dibe batmaz. Eğer suyun tüm diğer sıvılar gibi soğudukça yoğunluğu artsaydı, yani buz suyun dibine batsaydı, bu durumda okyanuslar, denizler ve göllerde, donma alttan başlayacaktı. Alttan başlayan donma yüzeyde soğuğu kesecek bir buz tabakası olmadığı için, yukarı doğru devam edecekti. Böylece Dünya'daki göllerin, denizlerin ve okyanusların çok büyük bölümü dev birer buz kütlesi haline gelecekti. Böyle bir Dünya'nın denizlerinde hiçbir canlı yaşayamazdı. Denizlerin ölü olduğu bir ekolojik sistemde kara canlılarının varlığı da mümkün olamazdı. Kısacası Dünya, eğer su normal davransaydı, ölü bir gezegen olacaktı. 
Bilinen tüm maddeler ısıları düştükçe büzüşürler. Bilinen tüm sıvılar da yine ısıları düştükçe büzüşür, hacim kaybederler. Hacim azalınca yoğunluk artar ve böylece soğuk olan kısımlar daha ağır hale gelir. Bu yüzden sıvı maddelerin katı halleri,

1 bardak kola 1 saatte vücutta neler yapıyor?

Bir bardak kolanın bir saatte vücudunuza yaptığı zarara inanamayacaksınız. İşte felakete götüren kısır döngü..

Kola neden şişmanlatır? İlk 10 ve ilk 40 dakikada bakın kola vücutta kan şekerini nasıl etkiliyor?

İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak kolanın 60 dakikada vücuda verdiği zararları anlattı. İşte felakete götüren kısır döngü

Prof. Dr. Karatay, ’kola içince vücudunuzda neler olduğunun farkında mısınız?’ diyerek aşağıdaki açıklamayı yaptı:

1. İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ’fosforik asiddir’.

2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

31 çekmek nereden geliyor?

Herkesin yaptığı ama kimsenin adının nereden geldiğini bilmediği "o" tabunun adının nereden geldiğini öğrenmek ister misiniz?İnsan doğasının bir gereği olan cinselliğin bir parçası olan, (erkekler için) kendini tatmin etmenin ülkemizdeki isimlerinden biri: 31, 31 çekmek!
Çoğu insan yapılan aktivitenin yapılış biçimi ve tekrar sayısıyla ilgili olduğunu düşünse de bununla bir ilgisi yok, baştan söyleyelim.
3'ü memeye, ele, 1'i de penise benzetenler var ama cevap bu da değil.
 

Sıfır ve ondalık sistemi ilk kullanan kimlerdir?

Aritmetiğin gelişmesinde en önemli katkı, hiç şüphesiz ki onluk sayı sistemi idi. Onluk sayı sistemi Hintli veya Arap matematikçiler tarafından geliştirilmiş olup Romen sayılarına göre büyük avantajlara sahip idiler. Romen rakamları ile büyük sayıları ifade etmek çok zordu. Ayrıca dört işleme de yapı olarak müsait değildi. Sıfır da dahil olmak üzere onluk sistemle ilgili işlemlerin eski Hint âlimi Brahmagupta'nın astronomi ile ilgili 632'de yazılan Siddhanta adlı eserinde gösterildiği bilinmektedir. Müslümanlar bu yeni sisteme çok çabuk adapte olmuşve bu sistemi kullanmaya başlamışlardı. M.S. 830 yılında el-Hârizmî onluk sistem ile ilgili işlemlerin nasıl yapılacağını gösteren bir kitap yazmıştır. Bu kitabın tercüme edilmesi ile de batı, bu yeni sistemle tanışma fırsatını elde etmiştir. Ne var ki bu sistemin batıda kabullenilebilmesi üç asırlık bir dönemden sonra mümkün olabilmiştir. Batı dünyası, hem hiçbir değeri olmayan hem de bir sayının sağına gelince onu on, yüz, bin misli büyüten

55 yaşında üçüzleri oldu

İngiliz The Sun gazetesi, 55 yaşında doğum yapan Sharon Cutts’ı manşetine taşıdı. Doğuma girmeden önce yaşadıklarını anlatan Cutts, “Üçüzlerimi doğurmadan önce tek doz botoks yaptırdım. Doğumun ardından kötü görünmek istemiyordum, saçlarıma kaynak yaptırdım” şeklinde konuştu.
DOĞUMA GİRMEDEN ÖNCE BOTOKS YAPTIRDI

Doğumdan önce botoks yaptırmanın zararlı etkilerinin farkında olan Sharon Cutts, “Bebekler doğduğunda iyi görünmek istiyordum” diyerek saçlarına kaynak yaptığını da açıkladı.

Yumruğunuzu 90 saniye sıkın Öğrenirken sağ, hatırlarken sol!

Amerikalı psikologlar, sağ yumruğun 90 saniye süreyle sıkılmasının hafıza oluşumuna yardımcı olduğunu, aynı işlemin sol yumrukta yapılmasının ise hatırlamayı kolaylaştırdığını açıkladı.

Plos One dergisinde yayımlanan bir araştırma, yumruk sıkma yoluyla hafızanın güçlendirilebileceğini ortaya koydu.
50 yetişkin ile yapılan deneyde, kişilerin bu yolla uzun bir kelime listesini hatırlamaya çalışırken daha iyi performans sergilediği görüldü.

Araştırmacılar, yumruk sıkmanın beyinde hafıza ile ilgili bazı özel bölgeleri harekete geçirdiğine inanıyor. http://www.memurvadisi.com/ 
New Jersey'deki Montclair Üniversitesi'nden Ruth Propper'a göre bu araştırma, bazı basit vücut hareketlerinin beynin işleyişini geçici olarak değiştirip hafızayı geliştirebileceğini gösterdi.
Dr. Propper BBC'ye yaptığı açıklamada, "Bir şey öğrenmeden hemen önce sağ yumruğun, hatırlamaya çalışırken de sol yumruğun sıkılması hafızayı geliştiriyor" dedi.
Daha önceki araştırmalarda, sağ yumruğun sıkılması ile beynin sol yarısının, sol elin sıkılması ile de sağ yarısının harekete geçtiği gözlenmişti.
Bu eylemin duygularla bağlantısı kurulmuş, örneğin sağ yumruğun mutluluk ve öfke ile, sol yumruğun ise üzüntü ve endişe ile bağlantısına dikkat çekilmişti.
Hafıza ile ilgili süreçlerde beynin iki yarısının da kullanıldığı, sol yarısının hafıza kaydında, sağ yarısının ise hatırlamada etkili olduğu düşünülüyor.
Yapılacak yeni araştırmalarla yumruk sıkmanın sözel ya da uzamsal, kelimelerin yanı sıra resim ve yerlerin de hatırlanması ile ilgili diğer zihinsel işlevleri de etkileyip etkilemediği incelenecek.
Ancak araştırma sonuçlarını kesin bir dille ifade etmek için daha fazla konu üzerinde daha fazla çalışma yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.
Londra Üniversitesi Bilişsel Sinirbilim Enstitüsü'nden Profesör Neil Burgess, hafıza üzerindeki özel etkinin kesin olarak belirtilmesi için daha geniş bir araştırma gerektiğini, örneğin taram yoluyla beynin sol ve sağ yarısına kan akışının incelenmesi gerektiğini ifade etti.


Küresel Isınma varsa kışlar neden bu kadar soğuk geçiyor?

Dünya’nın iklimi günden güne ısınırken Amerika Birleşik Devletleri’nin ardı ardına dört dondurucu kış yaşaması, küresel ısınmayla ilgili çelişkieri ortaya çıkardı.

İklim ve hava bağıntılıdır fakat aynı şeyler değildir; hava saatler, günler ve haftalar içerisinde değişip farklılıklar gösterirken; iklimin değişmesi yıllar, hatta on yıllar alır. İkinci olarak, Amerika kıtası dünya yüzeyinin yalnızca
küçük bir parçası. Birleşik Devletler’in büyük bir kısmında hava sıcaklığı azalsa da, dünyanın bambaşka yerlerinde aşırı derecede yüksek sıcaklıklar mevcut.

Aslında Kuzey Yarımküre’deki iklim değişikliği ve soğuk kışlar arasında bir bağlantı olası. Bu bağlantı, Arktik bölge. Kutuplar ekvatordan daha soğuk olduklarından; hava, kuzey ve güney arasındaki sıcaklıkları dengelemek için akım sağlıyor. Kuzey yarımkürede bu akım “jet akım” olarak adlandırılıyor. Dünyanın rotasyonu sebebiyle, gezegen döndükçe akış sağa gidiyor ve kutbun bir tarafına, dalga gibi akıyor. Kuzey yarımkürede jet akım sıcak havayı güneyden alarak, üzerine aktığı kuzey bölgelerde daha ılıman bir iklim sağlıyor.

Ancak Arktik Bölge dünyanın geri kalanına göre çok daha hızlı ısınıyor. 1990’ların ortalarından beri, kuzey yarımküredeki ılıman iklimlerin sıcaklığı yaklaşık üç katı arttı. Dolayısıyla kutuplar ve ekvator arasndaki fark azalıyor. Bu durumun jet akımı etkileyeceği ve akımın kuzey yarımküredeki ılıman etkisini değiştirebileceği öngörülüyor.
http://www.memurvadisi.com/Rutgers Üniversitesi’nden Jennifer Francis’e göre, 90’ların ortalarından beri kuzey yarımkürede batıdan esen rüzgarların etkileri zayıflamış görünüyor. Akım duraksadıkça, dalgalanmalar daha belirgin hale gelerek yumuşak dalgalar daha büyük döngüler halinde oluşmaya başlıyor. Döngüler içerisinde, Artktik bağlantının sağladığı sıcaklığa rağmen, Amerika’da, özellikle de kuzey Sibirya Bölgesi’nde soğuk havanın alçak basınç alanları oluşuyor ve “kutupsal girdaplar” ile havayı soğutucu diğer modeller üretiyor.

Dr. Francis’in açıklaması tartışmalı görünüyor. Ekim 2014 ‘te Nature Geoscience adlı dergide yayınlanan bir makale, Arktik denizinin geri çekilmesi ile birlikte Avrupa ve Asya’da kışların çetin geçme olasılığını ikiye katladığını belirterek Francis’in fikirlerini destekliyor.

Colorado Üniversitesi’nden Elizabeth Bames gibi diğer araştırmacılar, jet akışı ile Arktik’teki değişimler arasındaki istatistiklerin bağlantısı hakkındaki kuşkuları artırdı. Bu da bilimsel tartışmaların devam edeceği anlamına geliyor.

Dünyadaki dillerin yarısı yüzyılın sonunda yok olacak

UNESCO‘nun hesaplamalarına göre tüm dünyada şu an konuşulmakta olan 6.000 civarında dilin yarısı, yüzyılımızın sonunda yok olmuş olacak.

Yukarıdaki harita şu an tehlike altındaki dillerin bulunduğu yerleri gösteriyor. Sarı tehlikeli altındaki, turuncu ciddi anlamda tehlike altındaki ve kırmızı renkle işaretlenen yerler kritik seviyede tehlike altında bulunan dilleri gösteriyor.


Haritaya göre en çok tehdit altındaki diller güney yarımkürede görünüyor. ABD’nin batı sahilleri, Güney Amerika’nın amazon yağmur ormanları bölgesi, orta Afrika, Asya’nın güneyi, Avustralya’nın neredeyse tamamı ve onun kuzeyinde yer alan okyanusya adalarının çoğu risk altında görünen bölgeler.
http://www.memurvadisi.com/
UNESCO verileri göre dünyadaki dillerin %96’sı, toplam dünya nüfusunun sadece %3’ü tarafından konuşulmakta.

Spor Araba İle Kız Tavlamaya Çalışan Çocuk Bakın Ne Yaptı

Sokakta çocuk kız tavlamaya çalışıyor. Ancak tüm ısrarlara rağmen hayır diyen kız bakın sonunda ne oluyor. Lamborghini ile konuşmadan kız tavlama denemesi.. eğer böyle bir araban varsa konuşmana bile gerek yok.. kadın arabaya atlar..az bir tereddüt ile.. o da ayıp olmasın diye.. tabii araba
değildir atlanan, arkasındaki güç ve paradır.. http://www.memurvadisi.com/

Lamborghini'nin kız tavlamaya faydası

16 YEAR OLD PICKING UP GIRLS IN A GTR!

Çağatay Kalas, 14 Ekim 1948 sabahı güneşin ilk ışıklarıyla birlikte tarihe geçecek o büyük buluşunu tamamladı. Bilim tarihine "Kız Kaldırma Kuvveti" olarak geçecek büyük formülü buldu!

Formülü kısaca açıklamak gerekirse; tavlamak istenilen kızın modeli yükseldikçe, satın alınması gereken arabanın modeli de doğru orantılı olarak yükseliyordu! Yani kız tavlamak için, araba almak gerekiyordu!

Sabahın köründe koşa koşa yurdundan çıkan Çağatay, doğruca babasının fabrikasına giderek, babasından araba almak için para istedi. Babası önce o kadar yüklü parayı vermek istemedi, ama oğlu durumun vahimliğini açıklayınca, ikisi birlikte kendilerini lüks bir araba galerisinde buldular!

Ve tarihte bugün ilk defa bir erkek, kız tavlamak için bir araba satın aldı!

Bulduğu formülü test etmek için, arabasıyla işletme fakültesinin yolunu tuttu. Ve o anda inanılmaz bir şey gerçekleşti! İşletme fakültesinin kampüs kapısından arabasıyla girdiği anda, güzel bir kız arabanın önüne atlayarak arabayı durdurdu! İçinde kim olduğuna bakmadan, şoför yanındaki ön koltuğun kapısını açarak arabaya atladı.
Ve yine tarihte bugün ilk kez bir kız, başka bir özelliğine bakmaksızın sırf arabası olduğu için bir erkekle çıkmaya başladı!

Çağatay o gün hem bilim dünyasında büyük yankı uyandıracak bir formül, hem de güzel bir kız arkadaş bulmuştu. Böylece kendisinden sonra gelen erkeklere büyük bir miras bırakmış oldu. Milyonlarca erkek bu formülü uygulayarak başarıya ulaştılar.

Ancak seneler sonra, formülün gerçeği tam olarak yansıtmadığı ortaya çıktı. Dünyanın bazı bölgelerinden, araba sahibi olup da kız arkadaş edinemeyen erkeklerin bilgileri gelmeye başladı. Teknolojinin gelişmesiyle, formülün küçük bir açığının olduğu; bütün kızlar için değil, sadece belli bir kısım kızlar için geçerli olduğu bilimsel olarak kanıtlandı ve formül düzeltildi.
http://www.memurvadisi.com/Yine de Çağatay Kalas, uzun yıllar boyunca kendisini hatırlatıp onu ölümsüz yapacak bir esere imzasını atmış oldu.

Burun şekliniz kişiliğinizi belirliyor


Büyük Burun Bu tip buruna sahip olanlar; liderlik özelliği olan, güçlü, ego sahibi kişilerdir. Emir almayı sevmez, kendi işinin patronu olmak isterler.

Küçük Burun Ufak buruna sahip olanlar; grup aktivitelerinde etkin, yaratıcı bir hayal gücüne sahiptir. Aynı zamanda sabırsız kişilerdir.

Uzun Burun İş konusunda sağduyulu, hırslı, sağlam içgüdüye sahip, liderlik altında çalışmayı
seven kişilerdir.
http://www.memurvadisi.com/
Yumru Burun Bu tip buruna sahip olan insanlar; problemlere karşı her zaman yeni bir yol arayışında olan kişilerdir. Meraklı, açık fikirli, çekici ve etkileyici türde insanlardır.

Dalgalı Burun Burun şekillerinin belirginliği nedeniyle çok dikkat çeken tiplerdir. Eğlenceli, sevgi dolu ve doğa tutkunu insanlardır.


Gaga Burun Bu buruna sahip insanlar; inatçı, hırslı ve sabırlıdırlar. İyi kişilikli, Liderlik vasfı olan kişilerdir.


Kalkık Burun İyimser, sevgi dolu, destekleyici ve iyi karaktere sahip kişilerdir.

Cadılar Bayramı nedir? (Halloween)


İngilizce'de Halloween olarak bilinen, dilimize Cadılar Bayramı olarak geçen 31 Ekim Hristiyan dünyasında neden kutlanıyor? Halloween kelimesi nereye dayanıyor? Cadılar bayramı nedir ve neden Hristiyan dünyası için bu kadar önemli?
Cadılar Bayramı 31 Ekim tarihinde kutlanir. Hristiyan ve Pagan kökenleri olmasına rağmen, günümüzde popüler bir kutlama halini almış bayramdir ve her sene 31 Ekim'de kutlanir.
Özellikle Amerika'da oldukça büyük ve görkemli bir festival olan Cadılar Bayramı, batı ülkelerinde "Halloween" olarak adlandırılır. Bu sözcük All Hallow's Eve (Azizler Günü'nün arifesi) kavramından kısaltarak, ortaya cikmistir. Çocukların genellikle korkunç kostümler giyerek kapı kapı dolaşıp şeker, meyve ve diğer hediyeleri topladığı bir bayramdır.

Balkabağı cadılar bayramı'nın en yaygin sembolü olarak bilinir. Içi boşaltılarak gülen bir surat şeklinde oyulduktan sonra içinde bir mum yakılir. Çocuklar korkunç kıyafetler giyerek kapı kapı gezerler ve ev sahiplerine "Şaka mı, şeker mi?" diye sorarlar. Ev sahibi "Şaka!" derse çeşitli muziplikler yaparlar. Büyükler çocuklara şekerleme ikram ederler. Kökeni Britanya'ya dayanan bu uygulaman yoksulların kapı kapı dolaşarak "ruh keki" toplaması geleneğidir. Cadılar Bayramın da, yetişkinler genellikle kıyafet baloları düzenlerler ve cadı, hayalet veya korku filmi karakteri gibi korkunç kostümler giyerler.


 Cadılar Bayramı bazı belli başlı Batı Dünyası ülkelerindede kutlanır. Amerika da oldukça büyük ve görkemli bir festival olan Cadılar Bayramı Amerikan kültürünün etkisiyle diğer batılı ülkelerdede yaygınlaşmaktadır. Popülaritesi Türkiye gibi ülkeleri de yukarıda anlattığım gibi şeker bayramında buna benzer aktiviteler kullanılır.Cadılar Bayramının sembolü gülen bir Balkabağıdır. Bunun içinde bir Balkabağının içi boşaltılarak gülen bir surat şeklinde oyulduktan sonra içinde bir mum yakılarak şeytani bir surat gösterilmeye çalışılır.
Bayramda en yaygın olarak tüketilen şekerleme elma şekeridir. Bundan farklı olarak tüm şekerlemelerde kullanılır. Çocuklar korkunç kıyafetler giyerek kapı kapı gezer ve şeker toplar. genellikle katolik hristiyanlar Cadılar Bayramını kutlamazlar ve yanlış bulurlar.Cadılar Bayramı geleneği Amerika kıtasına 1840 yıllarında büyük açlık sonucu gelen İrlandalılar tarafından getirildi. Cadılar Bayramının sembolü olan oyulmuş balkabakları  Orjinal ismi  (Jack-o-lantern) da İrlanda geleneklerini yansıtmaktadır.
Hikayeye göre Jack ismindeki kötü ün yapmış bir adam şeytanı bir ağaca tırmanırken hapsetmeyi başarmıştır. Daha sonra ağacın gövdesinde bir haç işareti çizmiştir ve şeytanın buradan kurtulmasını engellemiştir. Jack şeytanla bir anlaşma yapmıştır.Anlaşmaya göre eğer şeytan onun aklını birdaha çelmeye çalışmazsa ağaçtan inmesine izin verecekti. Ancak Jack öldükten sonra hikayeye göre cennete gitmesine izin verilmedi. Çünkü kötü işler yapmıştı. Ancak Cehennemede kabul edilmedi. Çünkü şeytanı oyuna getirmişti.Arada kalan Jack şeytanın verdiği kor ateş ile yolunu bulmaya çalıştı. Kor içi boş olan bir şalgamın içine konmuştu. Böylece daha uzun süre yanacaktı.
Romalılar ise Keltlerin geleneğini kendilerinin gibi kabul edip,geleneklerde değişiklik yaptılar.Roma meyve ve ağaç tanrıçası Pomona'yı onurlandırmayı tercih ettiler. Sembolü elma olduğu için kovadan ağızla elma yakalamaya çalışma oyunu eklediler.Cadılar Bayramının kökeni aslen Samhain olarak  bilinen kelt festivalidir. Bu festival hasat mevsiminin bitişini kutlamak için yapılır. Ve ölüm tanrısı Samhain şereflendirilirdi. İnançlara göre 31 Ekim gecesinde yani tüm Azizler Arifesinde periler (cinin dişisi) bulundukları yerden çıkarlardı. Perilerin dışarıya çıkmasıyla birlikte ölümlü canlılarda ruhlar alemiyle olabilecek en yakın noktaya gelirdi.
Ruhların arasında kötü amaçlı olanlarında varlığı, Keltlerin kendilerini korumaya ihtiyacını beraberinde getirdi. Bu amaçlada cin ve şeytan kılığına girip çeşitli yerlerini hayvan derisi yada başı geçirirlerdi. Oldukça sesli bir şekilde , Kelt Rahipleri tarafından Meşe Ağaçlarından meydana getirilen kutsal bir alana hepbirlikte gidilirdi. Bu sayede ruhlar arasında insan bedenine girmek isteyenler uzaklaştırıldı. Birinci Asırda Romalılar Kelt topraklarını işgal ettiler ve bu geleneği yasakladılar.Ancak Halk benimsediği geleneği bırakmadı. ve gelenek Cadılar Bayramı Halloween olarak Hristiyanlığa da geçti.
Yüzyıllar boyunca süren bu gelenekten kurtulmak isteyen Vatikan MS.600 Lü yıllarda Papa I. Gregori tarafından gönderilen bir heyetle Keltlerin bu geleneklerine son vermek için çaba sarfettiler.Yaklaşık üçyüz yıllık bir değişim hareketinin ardından Klise Samhain (Aslında bir çeşit şeytan olduğuna inanılır) Kutlamalarını kaldırıp 1 Kasım da kutlanmak üzere Azizler gününü ilan etti. Hristiyan dinine ait motiflerin ve inançların yer aldığı Azizler gününün ertesi günü olan 2 Kasımda da tüm ruhlar günü olarak ilan edildi.Dönemin dar bakış açılı Vatikan Keltlerin kutlamasını yok etmek isterken aslında Samhain kutlamalarının Cadılar Bayramına dönüşmesine neden olmuş, hatta bunuda Hristiyanlığa mal etmiş oldu.
Ve 19. yüzyılda bilindiği gibi İskoçya ve İrlanda dan ABD. ye göç eden topluluklar beraberlerinde de getirerek,(Pagan Ruhlar Festivalini) diriltiler ve Cadılar Bayramı olarak yaşamaya başladılar.



Papa IV. Boniface, 7. yüzyil'da Azizler Günü'nü 13 Mayıs'tan 1 Kasım'a taşıdı. 31 Ekim Azizler Günü'nün arifesi olarak kutsal kabul edildi. Ortaçağın sonlarında seküler kutlamalar ile Hıristiyan bayramı kaynaştı. Avrupa'daki Reform hareketleri esnasında, özellikle Protestan Hıristiyanlar arasında, Cadılar Bayramı kutlamaları neredeyse son buldu. Günümüzde ise, muhafazakar Hristiyanlar, özellikle tutucu protestanlar, genelde Cadılar Bayramı'nı kutlamazlar ve yanlış bulurlar. 

İlk olarak Cadılar Bayramı İrlanda’lı ve İskoç ‘lu paganların, festival olarak kutladıkları, 20. yüzyılın başlarındaysa Amerikalıların ” Cadılar Bayramı” ismiyle kendi kültürlerine yerleştirdikleri bir popüleritedir. All Hallow Even yani Haloween; Kutsal akşam demektir.

Cadılar Bayramı nedir?

Her yılın 31 Ekiminde kutlanan cadılar bayramı genel olarak Batı ülkelerinin kutladığı bir etkinliktir. Fakat artık günümüz Türkiye’sinde de kutlanır hale gelmiştir.

Cadılar Bayramı nasıl kutlanır?

Samhain olarak da adlandırılan cadılar bayramında çocuklar, perili evler şeklinde süslenmiş komşu evleri dolaşarak ölülerin ruhları için şeker toplarlar. Şeker toplama sırasında çeşitli kostümler giyen çocukların bazıları yarasa, bazıları trol, bazıları mumya, bazıları melek, bazıları şeytan, bazıları peri, bazıları hortlak ve daha nice yaratıcı kostümler giyerken, amaçları sadece şeker toplamak değildir. Aynı zamanda birbirlerini korkutan ilginç şakalar yaparak o günü gizemli bir hale büründürme çabasındadırlar.

Sembolleri içi oyulup şeytani bir şekilde gülen surat figürü verildikten sonra, içinde mumlar yakılan bal kabağıdır.

O gün genellikle elma şekeri dağıtır ve gece olunca korku filmi izlerler. Yetişkinlerin bol alkol aldıkları ve kostüm partileri verdikleri cadılar bayramı gecesi herkes için eğlenceli şekilde devam eder.

Cadılar Bayramı neden kutlanır?

Cadılar bayramı hakkında birçok hikâye ve rivayet vardır. Bunlardan biri kutlanmaya başlandığı 31 Ekim tarihiyle ilgilidir. Bilindiği üzere 31 Ekim hasat mevsiminin bittiği günmüş. Geçim kaynakları toprak olan çiftçiler için 31 Ekim dönüm noktasıymış. Eğer hasat ettikleri ürünlerinden memnun iseler o yıl onlar için son derece güzel geçermiş. Fakat ürünleri bekledikleri verimin çok altında olan çiftçilerde olurmuş. Bu çiftçiler önlerindeki bir yıl yoksulluk ve sıkıntı içinde olacakları için böyle bir duruma düşmelerine sebep olarak; öldükten sonra huzur bulamayan ruhları gösterirlermiş. Onlara göre bu ruhlar ya cinayete kurban gitmiş, ya günahkâr yaşayarak ölmüş, ya da dünyada daha yapacak çok işleri olduğu için gözleri arkada gitmiş. Çiftçiler bu ruhların huzursuz oldukları için her yılın 31 Ekiminde dünyayı ziyaret edip kendilerini lanetlediklerine inanıyorlarmış. Eğer 31 Ekimde yani Halloween da o ruhları yeterince korkup kaçıramazlarsa bu şekilde lanete uğrayacaklarına inanıyorlarmış. Ve başlarına hasat felaketi geldiğinde de direk onları suçluyorlarmış.

Başka bir hikâyeye göre ise; bir önceki sene 31 Ekimden sonra ölen insanlar yeni yılın 31 Ekiminde ruh olarak tekrar dünyaya gelir ve kendilerine yeniden yaşayabilecekleri bir beden ararlarmış. Eğer yaşayan insanlar bundan yeterince korunup ruhları korkutamazlar ise başlarına böyle bir şey geleceğine inanırlarmış ve o yüzden mekânlarını perili evlere, şatolara benzetirken kendileri de korkunç olmaya çalışırlarmış.

İşte anlayacağınız üzere yapılan bütün süslemeler ve giyilen tüm kostümler kötü ruhları korkutmak içindir. Hatta yaklaşan kış ayları sebebiyle hayvanlar keserek ( et depolamak için ) kemiklerini saklayıp Halloween gelince meydanlara ateş yakarak bu kemikleri içine atarlarmış. Çıkan kötü kokudan rahatsız olan ruhların onlara yaklaşamayacağına inanırlarmış. Bu ilginç inanışlar ve kutlamaların Amerika ekonomisine katkısı oldukça yüksektir.


Stein's was packed with pumpkins and in the middle of them was this giant, foamy jack-o-lantern.


 
The Great Pumpkin?



Pie Pumpkins



Nadir Rastlanan En İlginç 10 Fobi

Örümcekler, dişçiler, uçak ve diğer sıradan örneklerin hepsi anlaşılabilir ve çok da nadir görülmeyen fobiler; ancak yanlış anlaşılan veya hiç anlaşılmayan fobilere sahip insanlar da var.

İşte bu nadir rastlanan ilginç fobiler...

10. Ablutophobia



Banyo fobisi olarak bilinse de genel olarak herhangi bir şeyin yıkanıp temizlenmesine karşı duyulan korkudur.

9. Ergophobia



Tembellik ya da mazeret uydurma sanabilirsiniz ama aslında çalışma korkusu diye bir şey var.

8. Tetraphobia



4 rakamı korkusu. Bazı insanların 4 rakamından ölümüne korktukları doğru. 4'üncü ay ya da 4'üncü kat onlar için dünyadaki en korkutucu şeyler.

7. Hippopotomonstrosesquipedaliophobia



Su aygırı korkusu. Kendisinden daha korkutucu olansa ismi herhalde :)

6. Oikophobia



Ev eşyaları korkusu. Evdeki ve etrafındaki eşyalardan korkan kişilerin sayısı çok da az değil.

5. Phobophobia



Fobi fobisi. Bir şeylerden korkmaktan korkma anlamına gelen bu fobi biraz kafa karıştırıcı.

4. Xanthophobia



Sarı korkusu

3. Trichophobia



Kıl korkusu. Bu korku sahipleri asla hayvan sahibi olamazlar.

2. Turophobia




Peynir korkusu.

1. Nomophobia



Ulaşılamama korkusu. 21'inci yüzyılın getirdiği bir korku. Yapılan bir araştırmaya göre insanların %50'si telefonları kapalı olduğunda ya da çekmediğinde kendilerini tedirgin hissediyorlar.









Gazlı içeceklerin üzerinde neden hep “Soğuk İçiniz!” yazısı vardır?


Bildiğiniz üzere birçok gazlı içeceğin üstünde “Soğuk içiniz” ifadesi yar alır. Nedeni soğuk olarak tüketmenin daha güzel olması değil, gazların çözünürlüğü ile etkilidir. 

Genellikle bütün gazlı içeceklerde CO2 gazı vardır.Gazların çözünürlüğünü etkileyen
etmenler sıcaklık ve basınçtır.Sıçaklık çözünürlük ile ters orantılıdır. Sıcaklık azaldıkça daha iyi çözünür. Basınç ile doğru orantılıdır. Yani basınç arttıkça çözünürlük artar. O yüzden içeceği soğuk olarak içmek CO2 gazının şişe açıldığında uçmamasını sağlayacaktır. Yoksa şekerli sudan bir farkı kalmazdı. http://www.memurvadisi.com/

Deniz Suyu Neden Tuzludur?

Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç yoktur; denizde erimiş halde bulunan, çökeltildiğinde biraraya gelerek tuzu oluşturan ve deniz suyuna tuzlu bir tat veren kimyasallar vardır sadece. Şimdiye kadar deniz suyunda 72 ayrı element saptanmıştır; dünyadaki hemen her doğal elemente denizin bir köşesinde rastlamak olasıdır.
Ancak, en bol olanlar klor (yaklaşık yüzde 55,3) ve sodyum (yaklaşık yüzde 30,8) iyonları, yani sofra tuzunu oluşturan elementlerdir. Diğer görece yaygın iyonlar magnezyum (yüzde 3,7), kükürt (yüzde 2,6), kalsiyum (yüzde 1,2) ve potasyumdur (yüzde 1,1). Deniz suyunu “tuzlu” yapan bu altı elementtir.

Deniz suyunun ortalama tuzluluk oranı yaklaşık binde 35′tir. Bu çok büyük bir orandır -bir bardak suda bir çay kaşığı suya denktir. Okyanuslardaki toplam su hacminden hareketle, denizdeki su miktarının 50 katrilyon ton gibi ilginç bir miktara ulaştığını çıkarabilirsiniz – okyanuslardaki bütün bu tuz çıkarılacak olursa, yeryüzü 150 metre kalınlığında bir tuz örtüsünün altında kalır!

Tuz derişimi yerden yere değişir -bunu çoğunlukla William Dittmar’ın 1884′te Challenger adlı İngiliz korveti ile dünya çapında yürüttüğü bir dizi kimyasal testten biliyoruz. Oran Kızıldeniz ve Basra Körfezi’nde en yüksek, Baltık Denizi ve Kuzey Buz Denizi’nde en düşük düzeydedir. Bu değişkenlik bize tuzun niçin öncelikle denizde bulunduğuna ilişkin bir ipucu verir. Saf suyun buharlaşması ile geride tuzun kaldığı ve tuz içeriğinin arttığı ılık denizlerde düzey yüksektir; eriyen buzların ve nehirlerin sürekli saf su eklediği daha serin denizlerde ise düşüktür.

Okyanuslar muhtemelen bir zamanlar sıcak yeryüzünün büyük bir bölümün kaplayan erimiş kayaçlardan “gaz olarak kaçan” su buharının oluşturduğu bulutların dünyadaki soğuma sürecinde yağmur olarak düşmesiyle ortaya çıktı. Başlangıçta okyanus suları büyük ölçüde “tatlı“ydı; ama üç ana kaynaktan gelen tuz ile birlikte tuz içeriği gittikçe arttı -denizlere akan nehirler, deniz tabanındaki hidrotermal delikler ve denizaltı yanardağları.

Karalara (ve okyanuslara) düşen yağmur büyük ölçüde saf sudur; erimiş atmosfer gazlarından dolayı biraz asitlidir. Nehirlerin, tuzlu sudan ziyade tatlı su taşımasının sebebi budur. Ancak sularının genellikle tatlı olmasına karşın, nehirler tamamen katışıksız değildir. Aksine, az miktarda tuz ve başka katı maddeler barındırırlar – bunlardan bazıları ufalanmış kayaç parçaları, diğerleri suyun toprak içinde sızarak nehre karışması sırasında kireçtaşı gibi hassas kayaçları doğrudan eriterek kaptığı parçalardır.

Her yıl dünyanın çeşitli yerlerindeki nehirlerden denizlere 4 milyar ton kadar tuz taşındığı tahmin edilmektedir. Böyle bir miktarla okyanusların mevcut tuz içeriğine kavuşması yaklaşık 200-300 milyon yılı almış olsa gerek. Nehirlerden gelen tatlı su okyanustaki tuz içeriğini seyreltmez; çünkü aynı anda okyanus yüzeyinde sürekli tatlı su buharlaşır. Tuzluluk oranının genelde nehirlerin sürekli tatlı su taşıdığı okyanus kenarlarında en düşük, okyanus ortalarında ise en yüksek düzeyde olmasının sebebi budur. Peki, daha fazla tuzun katılmasına ve suyun buharlaşmasına karşın, okyanuslar niçin ittikçe daha tuzlu hale gelmez? Okyanusların tuz içeriğini kararlı düzeyde tutan bir dengeye ulaştığı sanılmaktadır. Her yıl aşağı yukarı nehirlerin kattığı miktarda tuz okyanus tabanını çökelmektedir.

İşin ilginç tarafı, “tatlı su” nehirleri genelde denizdeki “tuzlu su“ya oranla çok daha fazla kalsiyum, bikarbonat ve silis taşır. Deniz suyu ise çok daha fazla sodyum ve klorür barındırır. Bunun sebeplerinden biri okyanusların kimyasal dengesinde deniz canlılarının oldukça önemli bir rol oynamalarıdır. İskelet ve kabuk yapımı için kalsiyum kullanan yumuşakçalar, kabuklular, delikliler ve mercanlar gibi çok sayıda canlı, deniz suyundan epeyce kalsiyum alır. Diyatomlar denizden silis çeker. Başka canlılar kimyasal bileşimi daha incelikli yollarla etkiler; sözgelimi salyangozlar kurşun alırken, denizhıyarları vanadyum salgılar.

Dünyada en çok merak edilen 20 soru..

Solaklar daha mı zeki?
Şimdiye kadarki bilimsel araştırmalar bunu göstermiyor.

Kaşınmak tam olarak ne demek?
Kaşınmak, cildin çok hafifçe uyarılmasıdır.



Neden ateşimiz çıktığında üşürüz?
Kişi terlemediği ya da kan basıncı yükselmediği için üşür.

Neden soğan doğramak ağlatıyor?
Soğan doğrandığında havaya lachrymatoryfactor isimli bir enzim yayılıyor. Göz ise kendini savunmak için gözyaşlarını kullanıyor.

Parmaklar suda kalınca neden buruşuyor?
Su osmos yöntemiyle vücuda emilir. Bu duruma uyum sağlayabilmek için hücreler buruşur.

Arka koltukta neden araba tutuyor?
Arkada oturunca ufuk çizgisi görülmüyor. Araç tutması, iç kulakta hareket algılanırken, gözlerden sabit olduğunuz bilgisinin gelmesi nedeniyle yaşanır.

Deniz havası almak sağlıklı mı?
Sağlıklı olabilir. “Deniz havası” yani denizin neden olduğu güzel koku, sahilde yaşayan bir bakteri sayesinde ortaya çıkar.

Herkes evinde kalsa grip salgını biter mi?
Tek bir kişinin bile dışarı çıkması virüsün yeniden yayılmasına neden olur.

Bitkiler yaşlılık nedeniyle ölür mü?
Bazı bitkiler iyi bakıldığında sonsuza kadar yaşayabiliyor.

Sakız sonsuza dek midede kalır mı?
Hayır. Üç gün içinde vücuttan atılır.

Kendi kendine konuşanlar deli mi?
Hayır. İnsanların yalnız ya da sıkıntılı olduğunda kendi kendilerine konuşması oldukça normal bir durumdur.

Çay içmek gerçekten harareti alır mı?
Evet. Vücut daha çok terler ve bu da ısı kaybına yol açar.

Neden tek yumurta ikizlerinin parmak izleri birbirini tutmuyor?
Tek yumurta ikizleri aynı DNA’ya sahip olsalar da hücre-hücre aynı değildir.

Kuşlar gerçekten ıslanmaz mı?
Kuşlar gagalarında ürettikleri yağı alarak tüylerine sürer. Bu da suyun yağı geçerek tüylere ulaşmasını engeller.

Evrenin en soğuk yeri nerede?
Dünyanın 5 bin ışık yılı uzağında, -272 derece.

Eşek arısı bal yapar mı?
Hayır. Eşekarıları yalnızca çiçek özlerini emer.

Dijital fotoğraflar 100 yıl saklanır mı?
Güneş ışınlarından korunacak şekilde saklanırsa, evet.

Havaya atılan su buz olarak düşer mi?
Eksi 30 derecede havaya atılan su yere buz olarak düşer.

OK (Tamam) neyin kısaltılmasıdır?
“All Correct”in (herşey yolunda) kasıtlı olarak ‘Oll Korreckt’ biçiminde yanlış yazılmasından geliyor.

Mikroplara da mikrop bulaşır mı?
Evet, mikroplara da bulaşan daha küçük mikroplar bulunuyor.

Elektrikli Otomobili Şarj Eden Yol


İngiltere, elektrikli otomobillerin otoyolda ilerlerken kablosuz olarak şarj edilebilmesini sağlayacak bir "elektrikli yol projesi" üstünde çalışılıyor.

Şimdi teknoloji şirketlerinden, trafiğe kapalı yollarda yapılacak denemeler için teklif alınacak. Sistem yolun altına döşenen
elektrik kabloları sayesinde çalışıyor; kablolar elektromanyetik alan yaratıyor, araçların içindeki bir bobin de bunu elektriğe dönüştürüyor. İngiliz Karayolları'ndan bir yetkili 'hedefin 2016-2017 gibi trafiğe kapalı yollarda deneme yapmak' olduğunu belirtti.

Karayolları Müdürlüğü, üstlenici bir firma bulduktan sonra projeyle ilgili daha çok detay verileceğini açıkladı.

1,5 yıl sürecek denemenin ardından sistemin trafiğe açık yollarda da deneneceği bildiriliyor.

"Kablosuz şarj yolu", başka ülkelerde kısa mesafeler için olsa da kullanılıyor.

Güney Kore'nin Gumi kentinde 2013'te açılan bir yolun 12 km'lik bölümü, elektrikli belediye otobüslerinin bataryalarını, hareket halindeyken kablosuz şarj ediyor.




İngiltere'deki Milton Keynes bölgesinde de benzer bir kablosuz şarj sistemi kullanılıyor.

Elektrikli belediye otobüsleri, yol kenarına yerleştirilmiş olan plakalardan kablosuz olarak şarj ediliyor, ancak bu işlem için otobüsün plakanın yanında durması gerekiyor.



Elektrikli araçlarla ilgili en büyük sorunlardan biri batarya şarjlarının çok uzun süre dayanamaması. Bu nedenle bu tarz otomobillerle uzun süre yolculuk yapmak pek tercih edilmiyor. Ekonomi sınıfı elektrikli otomobiller, tek şarjda ortalama 150 km. yol kat edebiliyor. Ancak uzmanlar bu sorunun çözümünün "şarj eden yol"dan geçtiğinden emin değil.

En önemli çekince sistemin altyapısının çok maliyetli olması. Cardiff Üniversitesi'nden Dr. Paul Nieuwenhuis "Pil teknolojisi ilerliyor. Pil ömründe her 6 ayda bir ciddi teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Bu projeye ileride gerek kalıp kalmayacağı konusunda emin değilim" diyor.

Proje hayata geçirilmese bile İngiltere Kara yollarının, otoyolları elektrikli araçlara daha uygun hale getirmek için başka planları var. Kablolu şarj cihazlarının sayısını artırarak her 20 mil'de (32.1 km) bire çıkarmak bu planlardan biri.
UYARI:Sitemiz kişileri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, sağlık hizmeti vermemektedir. sitedeki bilgi hataları, eksiklikleri, ve gecikmelerinden doğabilecek maddi ve/veya manevi risk ve zararlardan sitemiz sorumlu değildir.Bu programların içeriği ve kullanımı ile ilgili tüm riskler, oluşabilecek maddi manevi tüm zararlar kullanıcının sorumluluğundadır. Ayrıca hat ve/veya sistem arızaları sebebi ile meydana gelebilecek hata, kesinti, bilgi naklinde gecikme ve bilgisayar/telefon virüsüne bağlı problemlerden ve sair sebeplerden kaynaklanabilecek doğrudan veya dolaylı maddi ve manevi zarar ve masraflardan, önceden haber verilmiş olunsa bile, sitemiz sorumlu tutulamaz. Yayınlamış olduğumuz paylaşımların tamamı sitemiz dışındaki kaynaklardan alınarak sizlerle buluşturulmuştur , bu nedenle sitemizde hiçbir paylaşım kaynağı yoktur. Sitemizden yayınlanan video ve benzeri paylaşımlar tamamen sosyal video paylaşım , (halka açık) sitelerden alınmıştır , paylaşımlardan doğabilecek sorunlar, kesinlikle SİTEMİZE ait değildir (sitemizi bağlamaz).
ariyordum free backlinkSeo Memurvadisi Backlink Austausch ECBannerFree Automatic Backlinks Free Automatic Backlinks Free Automatic BacklinksFree Automatic Backlinks Free Automatic BacklinksFree Automatic Backlinksfreebanner4u
Memursite*Turbo Ping*Sigorta Kasko*Haber Suyu*Haberin Suyu*Yeni Sözlük*Canlı TV İzle 1453 *Online Html Kod Deneme*Milli Piyango Çekiliş Sonuçları*Yemek Tarifleri*Göz TV*Survivor All Star*Survivor 2015 All Star*Banka Adresleri*AS Gif